GEZİ OLAYLARINI (benzerlerini) ÇOCUKLARA NASIL ANLATMALIYIZ?

Kimi destekliyorsanız destekleyin bu olanlardan en çok çocuklarımız etkilendi!

Bir süredir Türkiye ve dünya gündemine oturan DirenGeziParkı olayları hepimizin hafızasına kazındı. Yer aldığı kadarıyla yurt içi basından, ulaşabildiğimiz kadar yurtdışı basından, takip edebildiğimiz kadar sosyal medyadan haberler aldık. Kimisi doğruyu yansıttı, kimisi çarpıtıldı. Taraflar var dendi, tarafsız hareket dendi… Politik, apolitik kavramları uçuştu. Günlük hayatımıza yeni kelimeler eklendi. Gözyaşları döktük, espriler yaptık, güldük, paylaştık, tencere tava çaldık, ışıkları söndürdük yaktık, ampülleri patlattık… Belki de sessiz kaldık.

Bir de  bunları yaparken çocuklarımızı da bu sele kattık galiba… İsteyerek ya da istemeyerek… Peki ama nasıl etkilendiler? Etkileniyorlar?

Ben bir uzman değilim. Tek bildiğim bu olayların travmatik bir etki yaratabileceği. Çocuğunuz bir tepki vermiyor gibi görünse bile…

Doğrusunu söylemek gerekirse, yurtdışında yaşıyor olmanın avantajını kullanarak 6 ve 8 yaşındaki oğullarımla bu olayları paylaşmadım, paylaşAMAdım. Bunu yanlış bulanlarınız, doğru bulanlarınız olacaktır. Ama benim bile uykularımı kaçıran, cevap veremediğim bu olayları, çocuklarımın anlamaya çalışmasını istemek doğru gelmedi bana… Ve uzakta olma jokerimi kullanıverdim… Okuduklarımdan anladım ki yaşları itibariyle doğru olanı yapmışım.

Ama mademki bir anneyim ve diğer annelerle tecrübelerimi, bilgilerimi paylaşmak istediğim bir bloğum var… Kolları sıvadım ve çocuklarımıza bu olayları nasıl anlatabiliriz? Onlar üzerine etkileri nelerdir? gibi soruların cevaplarını bulmaya çalıştım. Bu yazı aslında bulduğum yerli ve yabancı kaynaklardan bir derleme… Yazının sonunda listesini bulabilirsiniz.

Okuduğum yazıların hepsi tek bir fikirde birleşiyordu.

“Çocuklar güvende olduklarını hissetmek ister.”

Olayın nedeni ne olursa olsun böyle bir durumun çocuk için açıklaması olmayacaktır. Çocuk için olayın nedeninden çok güven ortamının sağlanması önemlidir. Kısacası ne yaparsanız yapın, dünya görüşünüz ne olursa olsun, çocuklarınızın dünyaya, hayata, insanlara olan güvenini kaybetmesine izin vermeyin. Umudunu yitirmesine göz yummayın!

Olaylar o minik akıllarda nasıl yorumlanmış olabilir?

Çocuk günlük hayatı içerisinde ani bir şekilde kavga eden, bağıran ya da normalin dışı davranışlar gösteren insanlar gördüğünde ilk tepkisi şaşırmak ve güven ortamı aramak olur. Çocuğun güven ortamı aramasının ardından zihinsel sorgulamaları başlar. Bu sorgulama insanların neden bunu yaptıklarıyla ilgilidir. Olayın nedeni ne olursa olsun böyle bir durumun çocuk için açıklaması olmayacaktır. Çocuk olayın nedenini merak etmez aslında. Onlar için olayın nedeninden çok güven ortamının sağlanması önemlidir.

Güven ortamları neden yıkıldı?

  • Çevrecilik çocuklarımıza öğretmeye çalıştığımız, şiddet ise hayatlarından çıkarmalarını istediğimiz bir kavram. Gelin görün ki bu iki kavram bir arada anılır olmaya başladı.
  • Maalesef bazı çocuklar fiziksel olarak olayların tam ortasında kaldı ve şiddete tanık oldu.
  • Kendi güvenliklerini sağlayacağını düşündükleri kişilerin şiddet uyguladığına şahit oldular ya da duydular.
  • Sağlığa zarar veren maddelerin kullanıldığını gördüler.
  • Oyun oynamak yerine gündeme oturan “memleket meselelerini” dinler oldular.

Bu olanları çocuklarımıza nasıl anlatmalıyız? Anlatmalı mıyız? 

  • Neden olduğunu biz bile bilmezken çocuklarımızın sorularına nasıl cevap vereceğiz?
  • Onların gerçekten güvende olup olmadığından belki de kendimiz bile emin değilken onlara güvende olduklarını nasıl hissettireceğiz?

 

ALINTI : “Küçük bir çocukken bazen televizyonda korkunç olaylara tanık olurdum. Annem her zaman bana yardım edenlerin olacağını söylerdi. Bugün ise, özellikle toplumsal trajedilerin yaşandığı dönemlerde, hep annemin o sözlerini hatırlıyorum ve hala yardım edenlerin, başkalarını önemseyenlerin olduğunu görmek beni rahatlatıyor.”

ÖNCE KENDİNİZ İNANIN!

Çocuğunuzla konuşmadan önce, onun bu olaylar olmadan önceki kadar güvende olduğuna öncelikle kendiniz inanmalısınız.

Buna inanmak zor geliyorsa olaylarla ilgili görüntülere/haberlere gereğinden fazla maruz kalmışsınız demektir. Unutmayın… Bir ebeveyn olarak duygularınızı kontrol altına almak ve çocuğunuza güvende olduğunu hissettirmek sizin birincil göreviniz.

SONRA ÇOCUĞUNUZU İNANDIRIN!

Çocukları güven duyacakları ortamlarda bulundurmak aradıkları güven ortamını yeniden oluşturmak için önemlidir. Çocuk oldukları ve içinde bulunulan durumu anlamayacakları unutulmamalıdır.

 

  1. Eğer evinizde 13 yaşın altında çocuk varsa çocuğunuzun ilgili görüntüleri görmesine, yorumları dinlemesine mani olmalısınız. Aksi halde çocuğunuzun bir travma yaşamasına neden olabilirsiniz. Böyle olayların olduğunu duymak başka bir şey, tekrar tekrar bu görüntülere ve haberlere maruz kalmak bambaşka bir şey. Çocuklar tekrarlanan bu görüntülerle baş edemezler.
  1. Çocuklarınız sizin duygularınızı anlayacak ve yansıtacaktır. Duyduğunuz ya da gördüğünüz bir şey sizi gerçekten üzdüyse çocuğunuzla bu duygunuzla baş etmeden önce konuşmayın. Bunu nasıl yapabilirsiniz?
    1. Başka bir yetişkinle konuşun (çocuğunuzun yanında değil tabi ki)
    2. Derin nefes alın. İhtiyacınız varsa ağlayın.
    3. Spor yapın. Vaktiniz yoksa esneme hareketleri yaparak vücudunuzdaki gerginliği atın.

Çocuğunuzla konuşurken ağlamanız normal duygusal bir tepki. Ancak histerik olmanız onun için güvensizlik ortamı yaratacaktır.

  1. Çocuğunuzun yaşına uygun hareket etmelisiniz. Eğer olayın farkında değilse, ilkokul öncesi çocuklarınıza olayları aktarmanız doğru olmayacaktır. Hatta mümkünse daha büyük çocuklara bile bu konu yansıtılmamalı.
  2. Çocuğunuzun neyi, ne kadar bildiğini anlamaya çalışın. Çocuğunuz size konuyu açtığı takdirde “neler duyduğunu” sorup konudan ne kadar ve ne şekilde haberdar olduğunu anlayın ve onun söylediklerini tekrar ederek bildiklerini doğru anladığınızdan emin olun. Ardından çocuğunuzun bu konuda ne düşündüğünü sorun. Söyledikleri size ipuçları verecektir.
  3. Basit bir şekilde anlatın. Durumun anlık bir durum olduğunu açık, kısa ve net cümlelerle açıklayın. “Evet yaralananlar ve ölenler oldu. Bu çok üzücü,” gibi. Çocuğunuzun yanında herhangi biriyle telefonda ya da yüz yüze iletişimde bu konuları değerlendirmeyin.
  4. Sorularına cevap verin. Çocuğunuz babasının yarın işe gitmesinin güvenli olup olmayacağını sorabilir. Babasının güvende olacağını, olayların azaldığını, artık herkesin güvende olduğunu söyleyebilirsiniz.
  5. Çocuğunuz daha da detaylı bilgilere sahip olabilir. Mesela gözünü kaybedenler olduğunu duymuş olabilir. Herkesin birbirine yardım ettiğini, yaralananların hastanelere götürüldüğünü ya da doktorların gelip onları tedavi ettiğini söyleyebilirsiniz. Baktınız ki çocuğunuz gözünü kaybedenlerle ilgili daha detaylı sorular soruyor; bunun üzücü bir durum olmasına karşılık insanların görme özürlüyken bile çok güzel hayatları olabileceğini anlatın.
  6. Çocuğunuz soru sorduğu sürece cevaplayın. Ama sadece onun sorusunu cevaplayın. Sormadığı soruların cevaplarını da vererek kafasını karıştırmayın. Duygu yoğunluğunuzu çocuğunuza aktarmayın.
  7. Dinleyin ve duygularını yansıtmasına izin verin. Konuşsanız da konuşmasanız da olayların yarattığı üzüntü çocuğunuzun duygu selinde yer alacaktır. Bırakın duygularını dilediği gibi dile getirsin. Aksi halde bu duyguları bastırmaya çalıştıkça kabuslar yaşayacaktır. Çocuğunuz duygularını ağlayarak ya da sinirli tepkilerle ortaya koyabilir. Böyle bir durumda “bu şekilde tepki verdiği için ne kadar üzgün olduğunu anladığınızı” söyleyin. Onu kucaklayın ve onu her zaman güvende tutacağınızı söyleyin.
  8. Bu durumun çok ender olduğunu vurgulayın. Çocukları güvende tutmanın yetişkinlerin görevi olduğunu ve onun çevresindeki tüm yetişkinlerin onun güvenliğini sağlamak için çok fazla çalıştığını belirtin.
  9. Varoluşsal sorulara hazırlıklı olun. Her yaştaki çocuk “bunun neden olduğunu” sorgulayacaktır. İyi bir dünyada bunun olmasına nasıl izin verilir? Bunun cevabı her ailenin kendi hayat görüşü, inanç ve değerlerine göre değişebilir. Açıklamanız ne olursa olsun, sonunda yapmanız gereken çocuğunuzu “ümit ve merhametin var olduğuna” inandırmaktır.

Bazen insanların hem fikir olamadıklarını ve üzücü de olsa kelimeler yerine ellerini ya da silahları kullananabildiğini de söyleyebilirsiniz.  Bunun daha fazla acı verdiğini, bu nedenle sözleri kullanmanın daha doğru olduğunu, her insana değer verilmesi gerektiğini vurgulayın.

Sonunda mutlaka ama mutlaka “ümit” tohumları bırakın geride…

“Ne olursa olsun her zaman başkalarına yardım eden iyi insanlar var.”

  • Çocuğunuzun tepkilerine saygı gösterin. Her çocuğun tepkisi farklı olacaktır. Kimisi çok üzülecek, ağlayacak, öfkelenecektir. Kimisi soru sormayacak ya da cevaplarla o an ilgilenmeyecektir. Çünkü bu bilgiyle başetmek için zamana ihtiyacı vardır. Konuyu duymuş ama görüntülere, haberlere, yorumlara fazla maruz kalmamış olanlar ise kendileri için bir tehlike algılamadıklarından umursamayacaktır. Bunların hepsi normal tepkilerdir.

Çocuğunuz konuyla yakından ilgiliyse :

  • Neler olduğunu dair resim çizmesi için cesaretlendirin.
  • Olanlarla ilgili bir hikaye yazmasıni isteyin.
  • Yazmayı bilmiyorsa siz onun anlattığı hikayeyi onun için yazın.

Çünkü bazı çocuklar duyguları ile olayları tekrar tekrar anlattıkça baş edebilirler.

  •  Negatif bir hayat görüşü oluşturmaktan kaçının. Çocuklar bu tarz olaylara neden olan kişiler olduğunu bilseler de insanların birlikte güven içinde yaşabileceklerini, barış ve adaletin sağlanabileceğini, bu tarz şiddet olaylarının azalacağını bilmeye ihtiyaç duyarlar. Hiçbirimiz tek başımıza tüm bu değişiklikleri yapamayız ama her birimiz yarattığımız küçük farklarla dünyayı daha iyi bir yer yapabiliriz.
  • Çocuğunuzu güçlendirin. Araştırmalar “daha iyi şeyler yapabilmek konusunda çaresiz hissetmenin” yaşımız kaç olursa olsun ümitsiz, menfaatlerine düşkün ve daha az merhametli olmamıza neden olduğunu gösteriyor. Çocuğunuzla, ailenizin olanlarla ilgili neler yapabileceğini tartışın :
    • Fiziksel olarak zarar görmüş kişilere evde hazırladığınız geçmiş olsun kartı gönderebilirsiniz.
    • İhtiyacı olanlara kan verebilirsiniz.
    • İhtiyacı olanlara yiyecek ulaştırabilirsiniz.

Bir düşünün… yardımcı olabileceğiniz o kadar çok konu var ki!

Çocuğunuzun güven içinde uykuya dalması için uyku saatinde onunla daha fazla vakit geçirebilecek şekilde vaktinizi planlayın.

Onun sizin için ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu vurgulayın. 

KAYNAKÇA  :

Boston maratonundaki bombalanma olayı sonrasında çocuklarla bu olayın nasıl konuşulması gerektiği konusunda anlatan yazı:

http://www.ahaparenting.com/_blog/Parenting_Blog/post/How_To_Talk_with_Your_Child_about_the_Tragedy_in_Boston/

DirenGeziParkı olayları ardından yayınlanan Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Basın Bildirisi:

http://hiperaktifcocukokulda.blogspot.co.uk/2013/06/turkiye-cocuk-ve-genc-psikiyatrisi.html?spref=tw&m=1

Aynadan Psikolojik Danışmanlık Merkezi tarafından TeraziLastikCimnastik için hazırlanan özel yazı.

Advertisements